diyaroğlu bale
Ana Sayfa Hakkimizda Bale Sanati Egitim Galeri Biyografi Basindan letisim

Rudolph Nureyev, 1970
Photo©Jack Mithchell

Natalia Makaroval
Ana sayfaBale Sanatı
Bale Nedir?
Bale, kuralları belli akademik dans (danse d'école) tekniğinin, başka sanatsal öğelerle de birleştirilerek bir sahne gösterisi oluşturacak biçimde sunulmasıdır. Bale terimi, bu akademik dans tekniği için de kullanılır. Bir gösteri sanatı olarak genellikle müzik eşliğinde, dekor ve sahne giysileriyle sunulan, son derece titiz bir danstır. Bir bale, dans, müzik ve tasarımla dramatik bir öykü anlatabilir ya da hiç bir öykü olmadan yalnızca müziğin dans aracılığıyla bir yorumu biçiminde sunulabilir.

Tarihi
Fransız Balesi
Bale, Rönesans saray gösterilerinden ve bunları izleyen Fransız ballet de cour'undan gelişti. Genellikle ilkçağ teması üzerinde müzik eşliğinde şiir okuma, dans, mim, ve şarkıyı çok zengin dekor ve giysilerle birleştiren bu oyunları kral ailesi üyeleri ve soylular sarayda kendileri oynarlardı.

17. yüzyılda görülen gerileme yıllarının ardından dansa çok meraklı olan Fransa kralı XVI. Louis (1638-1715), "dansı yeniden kusursuzluğa kavuşturmak" amacıyla 1661'de Kraliyet Dans Akademisi'ni kurdu. Aynı yıl, dansların perde aralarına serpiştirildiği, sözleri Moliére'in, müziği Jean Baptiste Lully'nin olan ilk comédie-ballet sunuldu. Bu olay Lully'nin opera-ballet'ler yazmasına ve bunlar için gerekli profesyonel dansçıları eğitmek amacıyla Kraliyet Müzik Akademisi'ne (ya da Opera) bağlı bir okul kurulmasına yol açtı. Önceleri bu yeni profesyonel dansçılar soyluların duruş ve davranış biçimlerini taklit etmek üzere eğitiliyorlardı. Lully'nin ve bale ustası Pierre Beauchamps'ın yönlendirmesiyle giderek bir gösteri sanatına dönüştü.

Jean-Georges Noverre
(1727 - 1819)
Bunu izleyen yüzyılda teknik düzeyde büyük gelişmeler görülen baleye, bir sahne sanatı olarak da yeni bir ilgi doğdu. Jean- Georges Noverre'in (1720-1810) Lettres sur la danse et le ballets (1760; Dans Ve Baleler Üzerine Mektuplar) adlı yapıtı, ballet d'action (konulu bale) ya da dramatik balenin bütün Avrupada'ki gelişiminde önemli bir rol oynadı. Aynı dönemde besteci Cristoph Gluck'un müziği, opera ve baledeki dansa yepyeni bir canlılık ve oyunculuk anlayışı getirdi. Bu dönemde ayrıca, balede üç genre da (tür) ortaya çıktı. Dansçılar sérieux; demi-caractére ve comiuqe (ya da grotesque) gibi üç farklı teknikte eğitiliyordu. Böylece bale de opera gibi, büyük salonlarda oynanan görkemli bir gösteri durumuna geldi. Birçok opera, ara oyunları olarak sunulan bale divertimento'ları içeriyordu.

O dönemin balesi hala aristokrat anlayışları yansıtıyordu. Ama 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarında sanayi, toplum, siyaset, ve sanat alanlarında görülen devrimler, balede büyük değişikliklere yola açtı. Özelllikle Fransa'da bale eğitiminde benimsenen üslup ancien régime'in (eski Rejim) ve o dönemdeki sosyete danslarının etkisinden çıktı. 19. yüzyıl başlarının sahne dansı, romantik balenin temsilcileri Marie Taglioni (1804-84) ve Fanny Elssler (1810-84) ile yepyeni bir sanat yönü kazandı. Ayak parmaklarının üzerinde dengeli duruş demek olan Pointe'ın dans terimleri arasına katılmasıyla balerin, kusursuz bir sahne kişisi durumuna geldi. ılk kez profesyonel yazarlar ya da liberettocular bale için senaryolar yazmaya başladılar. Bale tekniğinin Carlo Blasis (1803-78) gibi öğretmenlerce sistemleştirilmesiyle bale dansı, bugün de kabul edilen temel biçimine ulaştı.

August Bournonville
(1805-1879)
© Lithographie par Em. Baerentzen
Bununla birlikte 1830-50 arasında romantik baleye duyulan yaygın ilginin ardından bu sanat uluslararası etkileşimden uzak kaldı. Rusya ve Danimarka dışındaki ülkelerde balenin sanatsal düzeyi düştü. August Bournonville (1805-79), Jules Perrot (1810-92) ve Marius Petipa (1818-1910) gibi bale ustaları yeni koreografiler yaptılar. Özellikle de Petipa (1818-1910) gibi bale ustaları yeni koreografiler yaptılar. Özellikle de Petipa, Petersburg'da Tchaikovksky'nin müziğiyle Uyuyan Güzel ve (asistanı Lev ıvanov'la (1834-1901) birlikte) Kuğu Gölü gibi, bale repertuarında bugün hala yerlerini koruyan klasik yapıtlarını sahneleyerek akedemik baleyi yeniden doruğa yükseltti.

20.yüzyılda balenin Batı dünyasında yayılmasında ve beğenilmesinde en önemli rolü Rusya oynadı. Balerin Anna Pavlova (1881-1931) 20 yıl boyunca durmadan dünyayı dolaştı. Yaşamının son 20 yılında Avrupa'da temsil veren Serge Diaghilev'in kurduğu (1872-1929) Rus Balesi adlı toplulukta uygulanan çalışma düzeni koreograf, sahne tasarımcısı ve besteci arasındaki işbirliğini yoğunlaştırdı.

Hem sanatçıları hem de izleyicileri derinden etkileyen Diaghilev'in bale sanatına yeni bir canlılık ve yeni bir tanıtım getirme çabalarına, onun beş önemli koreografı olan Mikhail Fokine (1880-1942), Vaslav Nijinsky (1888-1950), Leonide Massine (1895-1979), Bronislava Nijinska (1891-1972) ve George Balanchine (1904-83) önemli katkılarda bulundular. Uzun baleler yerlerini tek perdelik balelere bıraktı. Üstelik bale artık öyküsüz olabiliyor ya da çağdaş dünyayı konu alabiliyordu. Dans için yazılmamış müziklerle, alışılmamış ritmler ve sokak gürültüleri içeren partisyonlarla da bale sergilenebiliyordu.

Diaghilev'in ölümünden ve ardından başka Rus Baleleri'nin ortaya çıkışından sonra bale kurma yolunda Batı'da yeni adımlar atıldı. Bu sanata ulusal kimlik ve Akademik bir disiplin kazandırmayı amaçlayan yeni okullar ve topluluklar ortaya çıktı. 1931'de ıngiltere'de Vic Wells, (sonradan Sadler's Wells, daha sonra da Kraliyet Balesi) kuruldu. Ninettede Valois'nın (d: 1898) yönetici, Sir Frederick Ashton'ın da (d: 1906) sürekli koreograf olarak yer aldığı bu topluluk, kısa zamanda ülke çapında önem kazandı. ABD'de yönetici Lincoln Kirstein (d: 1907) ve koreograf Balanchine'in 1934'te kurdukları ona bağlı New York Kent Balesi de benzer bir saygınlık kazandı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra yurtdışı turnelerine çıkan Danimarka Kraliyet Balesi ile özellikle Leningrad'ın Kirov ve Moskova'nın Bolshoy baleleri, dünya kamuoyunda çok büyük etki uyandırdılar.

Bugün her kıtada ve çoğu ülkede bale toplulukları ve okulları vardır. Bale sanatı Diaglilev zamanındakinden çok daha karmaşıklaşmış ve çeşitlenmiştir. Danse d'école'e her tür dans üslubu girmiş, öteki sanatlarla bale arasında çeşitli ilişkiler oluşmuştur. Klasik müzik yerine popüler müzikten ya da sessizlikten yararlanılan, giysilerin en aza indirgendiği ya da çalışma giysilerinin kullanıldığı, dansın kendisi dışında başka bir konusu olmayan baleler, günümüzde bu sanatta görülen yeni eğilimler arasındadır

Rus ımparatorluk Balesi
Rusya baleyi büyük bir sanat yapmayı başarmıştır. Çünkü, kendine has bale ekolüne sahip ender bale okullarından biri olan St.Petersburg Bale Tiyatrosu, iki asırlık klasik bale geleneklerine bağlı kalarak, dünyanın en seçkin bale okulları arasına girmeyi başarmıştır.

Anna Ivanovna
(doğum: Oca. 28, 1693, Moscow, Russia — ölüm: Eki. 17, 1740, St. Petersburg)
XIX. Yüzyıl öncesi bale, müzikli dans gösterilerinin birazcık daha büyüğü olarak tasvir edilmekte ve operadan sonra ikinci dereceli bir konumda bulunmaktaydı. Rus Balesi geleneği, 1738'de Çariçe Anna ıoannovna'nın Fransız dans eğitmeni Jean-Baptist Lande'ye aristokratların çocukları için Petersburg'da bir dans okulu açma izni vermesiyle başlamıştır. ımparatorluk Bale Okulu olarak anılan bu merkez zamanla gelişmiş, fakat 1801'de Charles Didelot'un yönetimine geçinceye kadar fazla dikkat çekici yenilik ve başarılar gösterememiştir. Okulun başında 25 yıldan uzun bulunan Didelot okulu tekrar Fransız klasik stilinde düzenlemiş ve okulun performansını en üst seviyelere çıkartmıştır. Klasik Fransız ve Rus folklor temalarını işleyerek, dikkatlice hazırlanmış masalımsı baleleri komplike hazırlanmış sahnelerde sunmuş ve performansları büyük tiyatro oyunlarına çevirmiştir. Puşkin'in eserlerini ilk defa baleye uyarlayan da bizzat Didelot olmuştur.

Rus Balesi'nin bir diğer ihtişamlı dönemi ise 1847'de Marius Petipa'nın ımparatorluk Balesi'ne katılmasıyla yaşanmıştır. Rusya sahnesindeki 56 yıllık kariyeri boyunca altmışdan fazla balenin koreografisini gerçekleştirmiş ve her yeni sezon açılışı için orjinal baleler tasarlamıştır. 1890'ların başlarından itibaren sadece Çaykovski ile çalışmaya başlamış, ımparatorluk Balesi'ni zirveye çıkartan ‘Uyuyan Güzel', ‘Fındıkkıran' ve ‘Kuğu Gölü' balelerinin koreografilerini yapmıştır.

NATALIA MAKAROVA - ANTHONY DOWELL
"Giselle" by Coralli / Perrot American Bale Tiyatrosu
RUDOLPH NUREYEV prova, "Giselle" National Ballet of Canada
ımparatorluk Balesi'ne diğer bir canlılık Sergey Diaghilev'in (1872-1929) bireysel yaratıcılığı sayesinde oluşturduğu ‘Ballets Russes' tarafından getirilmiştir. Rusya'nın en iyi dansçı, koreograf, müzisyen ve artislerini bir araya toplayarak dünyanın en güzel temsillerini yaratmayı başarmıştır. Grubun dansçıları arasında Pavlova, Karsavina ve Nijinsky; koreograflar arasında Fokine, Massine, Nijinskaya ve Balanchine; müzisyenler arasında Çaykovski, Chopin, Stravinki ve Rimski-Korsakov; artisler arasında Benois, Bakst, Goncharova ve Picasso bulunmaktaydı. 1909 senesinden itibaren grup Paris'ten başlayarak yurdışı turnelerine çıkmıştır.
ımparatorluk Balesi ‘1917 Ekim Devrimi' sonrası Sergey Diaghilev ve grubu Ballets Russes'in bir çok üyesinin yurdışına iltica etmesiyle başlıca yıldızlarını kaybetmiştir. Zamanla Moskova'daki Bolşoy Tiyatrosu'nun hazırladığı daha devrimci ve emosyonel prodüksiyonlar Petersburg Balesi'ni gölgelemiş ve ön plana çıkmıştır. Gene de Petersburg Balesi, daha zarif ve klasik gelenekleri ile Rudolph Nureyev, Natalia Makarova, Mikhail Barişnikov gibi yetenekleri yetiştirmeye devam etmiş, maalesef bu son yetenekler de Sovyet dönemi başka ülkelere iltica etmişlerdir.
Petersburg'un tüm balelerinin galaları Marinski Tiyatrosu'nda gerçekleştirilmiştir. 1860'da Albert Kavos tarafından inşa edilen Tiyatro adını Çar II.Aleksandr'ın eşi Maria'dan almıştır. 1935'de Sovyet döneminin belirgin politik şahsiyetlerinden biri olan Kirov'un anısına ismi değiştirilerek ‘Kirov Balesi' olarak anılmaya başlanmıştır. 1992'de ise tekrar Marinski ismini geri almıştır.

XIX. yüzyılın sonlarında Marinski Tiyatrosu'nda sürekli çalışan iki yüzün üzerine dansçıya sahipti. ımparatorluk Bale Okulu'nun her mezunu bale grubuna dahil edilir ama, bunlardan yalnızca birkaçı coryphee, sujet, prima balerina ve son basamak olan prima absoluta olabilirdi. Bu üst grubun çalıştıkları 20 yıl boyunca tüm masrafları Çar tarafından karşılanır, ardından ise emeklilik maaşı bağlanırdı. Balenin dansçıları sık sık Çarlık balolarına ve davetlerine çağrılır, gözde dansçılara hayranları ve Çarlık Ailesi tarafından değerli hediyeler verilirdi. Son Çar II.Nikolay elmas ve zümrütlerden oluşan muhteşem bir takıyı sevgilisi olan ünlü balerin Kşessinskaya'ya hediye etmiş, balerin ise bu takıyı özel performanslarında takmıştır.

Kshesinskaya Matilda (Mariya) Feliksovna
(1872-1971) - Mariinsky Tiyatrosunun bale artisti

Marinski Opera ve Bale Salonu: ılk kuruluşunda Marinski Opera ve Balesi olarak bilinen bu sahne, Sovyet zamanı (1935) Kirov Opera ve Balesi adını alır. 1992 yılında ise sahnenin tarihi adı geri verilir. Günümüzde Marinski Opera ve Balesi adını alan sahne, bu tarihsel sebeplerden dolayı, yurtdışında Kirov balesi olarak bilinir. 1996 yılında ‘Don Kişot', ‘Bir Delinin Düşleri' ve 1999 yılında ise ‘Red Giselle: Bir Balerinin Öyküsü' adlı gösterilerle ülkemize gelen bale topluluğuna ‘uçan balerinler' adı yakıştırılmıştır. ‘Kuğu Gölü', ‘Uyuyan Güzel', ‘Fındıkkıran', ‘Gizelle' gibi klasik yapıtlar bu sahnede izleyebileceklerinizden yalnızca bazıları. balesinin dünya prömiyeri, bizzat burada gerçekleşmiştir.

 

Türkiye' deki Gelişimi
Cumhuriyetimizin kuruluşunu izleyen yıllarda açılan ilk bale okulu (yada kursu), Sovyet Devrimi'nden sonra ıstanbul'a yerleşen Madam Arzumanova tarafından gerçekleştirilmiştir: Lydia Krassa Arzumanova'nın 1921' de ıstanbul'da açtığı bu bale okulu birçok yönüyle belgelenmiştir.

Bu değerli bale öğretmeninin yıllarca sürdürdüğü okulda, öğrencilerden oluşan toğluluğun, Adnan Saygun'un "Bir Orman Masalı" adlı bale müziğini Arzumanova'nın koreografisiyle sergilediği bilinmektedir.

Cumhuriyet döneminde bale sanatının akademik bir kuruluşa yönelmesinin köklü adımı 1948 yılında atılmıştır: Devlet tarafından davet edilen ve batılı anlamda bir "bale okulu"nun açılmasına öncülük eden Dame Ninette de Valois, ıstanbul'da "Yeşilköy Bale Okulu"olarak bilinen "çekirdek kuruluş" özelliğindeki okulla dans stüdyolarının çekirdeğini oluşturmuştur. Çağımızın önde gelen balecilerinden olan ve ıngiliz Kraliyet Balesi'nin (o dönemdeki adıyla SADLER'S WELLS Balesi'nin) yöneticileri arasında bulunan Madam de Valois Ankara ve ıstanbul'daki ilkokulları gezerek çocukların bedensel yapılarını ve yeteneklerini incelemiş, okulun kuruculuğunu üstlenerek ıngiltere'den ayrıca iki bale öğretmeninin getirilmesini sağlamıştır.

Yine Sadler's Wells'in kurucularından öğretmen Joy Newton, okulun yöneticiliğine, Londra Kraliyet Dans Akademisi'nden Audrey Knight ise eğitmenlğe atanmıştır.
Onyedisi kız, onbiri erkek 28 öğrencisiyle 6 OCAK 1948 yılında açılan Yeşilköy Ble Akademisi, Sadler's Wells Bale Okulu'nun çalışma programını örnek alarak öğretime başlamıştır. Bu okulun ilk öğrencileri arasında, yıllar sonra Türk Balesi'nde yönetici, öğretmen ve dansçı olarak görev yapacak olan Hüsnü Sunal, Tenasüp Onat, Engin Akaoğlu, Güzide Kalın Noyan ve Kaya Akkoyunlu bulunmaktaydı. Okul, çalışma programının yanı sıra, sahne etkinlikleri de gerçekleştirmiş, Bülent Arel, Ulvi Cemal Erkin ve yabancı bestecilerin müzikleriyle Newton ve Volais'nin koreografisini yaptığı danslar ve bilinen bale yapıtlarından oluşan küçük bölümler sunmuştur.

Yeşilköy Bale Okulu, 1950 Mart ayında yürürlüğe giren bir yasayla Ankara Devlet Konservatuarı'na taşınmış, böylece Konservatuarın bale bölümü kurulmuştur. 1950'de yine Sadler'e Wells Balesi'nden Beatrice Appleyard, Lorna Munsfort ve Robert Lunnon öğretmen olarak gelmişlerdir. Konservatuar "Bale Bölümü"nün ilk gösterisi 1050'de gerçekleşmiş, Ulvi Cemal Erkin'in müziği üzerine Joy Newton'un koreografisini yaptığı "Pastoral Süit" ve "Keloğlan" sergilenmiştir.

1954-74 yılları arasında Travis Kemp ve Molly Lake çifti, konservatuar bale bölümünün yöneticiliği ve öğretmenliğini yapmışlar, Türk Balesi'nin temel taşlarından Meriç Sümen, Sait Sökmen, Gülcan Tunççekiç, Evinç Sunal, Binay Okurer, Jale Kazbek, Tanju Tüzer, Rengin Taş, Özkan Aslan, Oytun Turfanda gibi birçok dansçıyı yetiştirmişlerdir.

1956 yılında ilk mezunlarını veren bale bölümü, kısa sürede 40 kişilik dansçı kadrosuyla Devlet Tiyatrosu'nun Bale Bölümü'nü oluşturarak opera ve operetlerde görev almışlardır.

ılk bale temsili, SALOME operasıyla aynı gece sunulan tek perdelik "Büyüleyen Aşk" adlı yapıt olmuştur. 1961 yılında sergilenen "Coppelia" balesi, topluluğun tümüyle sahnelediği ilk yapıttır. Coppelia'yı Ailne Philips sahneye koymuş, başrolleri Binay Okurer, Ferit Akın ve tiyatro sanatçısı Nurtekin Odabaşı paylaşmıştır.
1965'de sergilenen, Ferit Tüzün'ün müziği ve Valois'nin Türk Folklorundan yararlanarak yarattığı "Çeşmebaşı", "ilk özgün bale" yapıtımızdır.

1969 yılının sonlarında, opera ile bale bölümü, Devlet Tiyatroları'ndan ayrılarak bağımsız bir çatı altında birleşmiş, 1309 sayılı "Opera ve Bale Genel Müdürlüğü Yasası"yla etkinliklerini bu ad altında sürdürmüştür. Bu yeni dönemde, Geyvan McMillan, Oytun Turfanda, Altan Tekin, Güloya Aruoba, Aydın Teker, Duygu Aykal, Aysun Aslan ve Binnaz Aydan başarılı koreografileriyle Çetin Işıközlü, Bülent Tarcan, Nevit Kodallı, Muammer Sun, Kemal Çağlar ve Cengiz Tanç gibi bestecilerimizin bale müziklerini sergilemişlerdir.

ıstanbul Devlet Balesi'nin etkinlikleri 1969-70 sezonunda başlamıştır. ızmir Devlet Balesi ise 1982'de perdelerini açmıştır. 1992'de Mersin Devlet Balesi açılmış, genç kadrosunun gerçekleştirdiği turne programlarıyla bu yeni topluluğumuz, opera ve balenin Anadolu'daki ilk başarılarını gerçekleştirmiştir.

Yine 1992'de Genel Müdürlük bünyesinde kurulan Modern Dans Topluluğu (MDT) 1993'te etkinliklerine başlamıştır.

Özetlediğimiz bu sanatsal serüvaniyle Türk Balesi, 1948'de Yeşilköy Bale Okulu'nun öğrencileriyle başlayıp 1998'de dört ilimizde görkemli yapıtlarla perdelerini açan, Bakanlar Kurulu kararıyla yeni beş Anadolu kentinde yaygınlaşmayı öngören bir "çağdaş sanat"ın gelişimini geleceğe taşıyacaktır.

50 yıla sığdırdığımız bu gelişim çizgisi, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nün bir değerbilirlik örneği olarak "Türk Balesi'nin 50. Yılı" başlığı altında gerçekleştirdiği bir törenle kutlamış, bugün artık aramızda olmayan dansçılarımız da anımsanarak baleye unutulmaz katkıları geçen sanatçılarımıza armağan plaketleri sunulmuştur: Dame Ninette De Valois (kurucu), Joy Newton (eğitmen), Engin Akaoğlu (dansçı), Ferit Akın (dansçı), Bülent Arel (piyanist), Güloya Aruoba (koreografi), Yüksel Çapanoğlu And (dansçı), Vedat Çorbacı (piyanist), Ayla Dayıgil Ünal (dansçı), Tacide Deliktaş (dansçı), Necla Marlalı (piyanist), Güzide Noyan (dansçı), Meral Öge (dansçı), Tenasüp Onat Öncel (dansçı), Ülker Sözlü (dansçı), Hüsnü Sunal (dansçı), Gülen Tekebaş (dansçı), Ferit Tüzün (piyanist). şu noktayı belitmeliyiz ki, Türkiye'de bale sanatının gelişimi, "klasik" stilin yanısıra, 1970'li yıllardan başlayarak "modern dans" stilinde de atılımlar gerçekleştirmiştir. Yitirmiş olduğumuz değerli koreograf DUYGU AYKAL'ı buradan anmak isteriz.

Duygu Aykal, Ankara Konservatuarı'nı bitirdikten sonra Almanya'da Essen Folkwang Bale Yüksek Okulu'nda öğrenim yapmış, daha sonra koreografi çalışmaları için kazandığı bursla ıngiliz Kraliyet Bale Okulu'nda üç yıl süren öğrenimini tamamlayarak dans, kompozisyon teorisi ve koreoloji'de uzmanlaşmış ve onur derecesiyle diploma almıştır. Londra Çağdaş Bale Okulu kurslarına da iki yıl devam eden sanatçımız, 1973 yılında Kraliyet Balesi'nde L. Massine'nin "Üç Köşeli şapka" yapıtını sergilemiştir. Yurda dönünce Ankara Devlet Balesi'nde başkoreograf olarak çok sayıda yapıtı yaratan Aykal, Devlet Halk Dansları Topluluğu'nun da kurucusudur.
Başlıca yaratıları şöyle sayılabilir: Çoğul; Uzlaşma; Oluşum; Bulutlar Nereye Gider; ınsan... Insan; Sanat Uzun, Yaşam Kısa; ınsankıran; Biz, Siz, Onlar.
Türk balesi, 50 yıllık başarılı serüveninde "uluslararası" değerler yetiştirmiştir. Halen batı ülkelerinde sanat yaşamını sürdürenler arasında şu isimler sayılabilir: Uğur Seyrek (Almanya), Tunç Sökmen (Almanya), Ceyhun Özsoy (ABD), Yener Durukan (Almanya), Tanju Tüzer (ABD), Tan Sağtürk (Fransa), Canan Jackson (ABD), Mehmet Balkan (Almanya), Cantürk Sakarya (Almanya), Emre Sökmen (Belçika).

Uluslararası dansçılarımız arasında başta gelen ilk isim kuşkusuz ki Meriç Sümen'dir. Rusya, Avrupa ülkeleri ve ABD'deki başarılarıyla ün kazanan sanatçımız, 1961'de Ankara Devlet Konservatuarı'nı bitirmiş, üstün yeteneği dolayısıyla ıngiliz Kraliyet Balesi'ne davet edilmiştir. 1961-71 arasında çeşitli fırsatlarla Kraliyet Balesi'nde dans eden Sümen, 1964'te Hollanda hükümetinin daveti üzerine Hollanda Kraliyet Balesi'nde alkışlanmıştır. 1966'da Amerika hükümetinin bursuyla New York, Washington DC, Los Angeles ve San Francisco bale topluluklarında hayranlık uyandıran sanatçı, 1967'de başbakanın davetiyle Sovyetler Birliği'ne girederek Bolşoy, Leningrad ve Bakü balelerinde dans etmiştir.


Meriç Sümen
Meriç Sümen, 1970'de Dame Ninette De Valois'nin çağrısı üzerine Londra Festival Balesi'nin sergilediği "Kuğu Gölü" yapıtında "Pas de Deux", "Fındıkkıran"'da "Grand Pas de Deux" olarak büyük başarılarını sürdürmüştür. 1972'de ise yine Sovyetler Birliği'nden gelen öneyirle Kiev, Odesa, Leningrad ve Moskova'da "Giselle" de alkışlanmış, 1981-82 sezonunda Özkan Aslan'la Kremlin'de "Giselle"deki başarısını yinelemiştir. 1984'te koreografi ve repetisyon çalışmaları için Sovyetler'de bir yıl kalan sanatçımız, yurda dönünce Ankara Devlet Balesi'nde başdansçı olarak görev almıştır.

"Devlet Sanatçısı" ünvanıyla onurlandırılan Meriç Sümen hemen tüm klasik bale yapıtlarında dans etmiş bulunmaktadır.

Genç kuşaktan başka bir uluslararası dansçımız Ayşem Sunal'dır. 1972 yılında doğmuştur. Belçika Kraliyet Balesi'nde başdansçı olarak alkışlanan sanatçımız, topluluğuyla Türkiye'ye gelmiştir.

Ayşem Sunal, Ankara Devlet Konservatuarı'nı bitirdikten sonra "Uluslararası M. Ohya Yarışması"nda finale kalmış, Lüksemburg Yarışması'nda ise dördüncü olmuştur. Joseph Lazzini, Paolo Bartoluzzi, Attilio Labis, Menio Martinez, Peter Anastos gibi seçkin koreograflarla çalışan dansçımız, Raymonda'daki "Pas de Deux" başarısını izleyen yıllarda Almanya, Japonya, Norveç, Çin, ıspanya, Bulgaristan, ABD, Singapur, Lüksemburg, Hollanda ve ıngiltere'de üstün performansıyla hayranlık uyandırmıştır.


Louvre Galerisinde Henry III ve kortundan önce bir bale oyunu
(folio, Paris, Mamert Partisson, 1582)

 

Hakkımızda | Bale Sanatı | Egitim | Galeri | Biyografi | Basından | Iletisim

Instagram Sayfamız    Facebook Sayfamız

All contents Copyright © 2012 Özel Diyaroglu Bale ve Dans Kursu. All rights reserved.

Design by Ente Tanıtım